İklim Krizinde Kentlerin ve Doğanın Geleceği

Tarih: 19 Eylül Perşembe/19.00 - 21.15
Yer: TMMOB Mimarlar Odası Kadıköy Temsilciliği
Düzenleyen: Kuzey Ormanları Savunması, Türkiye Ormancılar Derneği, Kadıköy Kent Dayanışması

Moderatör: Üzeyir Uludağ
(Kadıköy Kent Dayanışması)
Konuşmacılar:
1) Mücella Yapıcı (Mimarlar Odası)
2) Ahmet Atalık (Ziraat Mühendisleri Odası)
3) Prof. Dr. Doğanay Tolunay (Türkiye Ormancılar Derneği)
4) Hasan Işıkgün (Kuzey Ormanları Savunması)

Artık etkilerini güçlü bir şekilde hissettiğimiz küresel ekoloji krizinde karşı karşıya olduğumuz tek sıkıntı iklim krizi değil. İklim krizinin etkilerine ek olarak, ormansızlaşma ve habitat kaybı yüzünden dünyadaki canlı türlerinin büyük kısmı yok olma tehlikesi yaşıyor. İnsanlığın yer yüzündeki ayak izi çok fazla ve daha da artıyor; dünyanın her yerine yayılan insan faaliyetleri nedeniyle doğal ekosistem alanlarının yarısı yok oldu. Küresel ısınma Paris Anlaşması'nda hedeflenen 1.5 ilâ 2 C aralığında tutulabilse bile bir milyon canlı türünün ortadan kalkması olası. Bu durum gıdadan su kaynaklarına insan topluluklarını giderek daha olumsuz etkiliyor.

Bu ekolojik felaketi tümüyle durdurmak artık söz konusu olmasa da büyük toplumsal değişimler gerçekleştirerek zararın bir yerinden dönmek mümkün olabilir. Bunun için mevcut durumun ve gidişatın iyi analiz edilmesi gerekiyor.

Plansız şekilde büyüyen kentler hem tarım arazisi ve bitki örtüsü kaybına yok açıyor hem de betonlaşma etkisiyle güneşten gelen ısıyı emerek sıcaklık artışını şiddetlendiriyor ve ısı adası etkisi yaratıyor. Üstelik Türkiye’de ormansızlaşma ve orman alanlarındaki azalma, en fazla yüksek şehir nüfusu, hızlı kentsel nüfus artışı ve aşırı göç alan illerde görülüyor.

İstanbul dünya çapında en yüksek karbon ayak izi olan 26. kent! Eğer kentleşme algımızı değiştirmezsek iklim krizi kentlerin üstünde katlanarak derinleşecek, iklim değişikliğine bağlı afetlerle birçok kent yaşanmaz hale gelecek.

Diğer yandan, küresel karanın üçte birini oluşturan ormanlar, hem insan yaşamı için gerekli olan oksijeni üretiyor, hem de insan, hayvan ve bitki türleri için barınak oluyor. Küresel iklim krizinde atmosferdeki karbonu tutma, havayı filtreleme ve hava kirliliğini azaltma, su kaynaklarını destekleme ve doğal afetlerin etkilerini azaltma özellikleri ile orman ekosistemleri iklim krizine karşı hayati önem taşıyor.

Ancak her yıl 120 ila 150 bin km2 büyüklüğünde orman arazisi insan faaliyetleri sonucu kayboluyor. Son 13 yılda Türkiye'de sadece ormanlarda madenlere açılan alan 99 bin 124 hektarı buldu. Kaybolan orman arazileri iklim krizinin yıkıcı etkisini güçlendiriyor. Diğer taraftan, kısa zaman dönemlerinde hızla gerçekleşen sıcaklık değişiklikleri; gerek türlerin hareketleri, gerek ormanların tür bileşimleri ve zararlı böcek popülasyonlarının oluşumları ve büyüklükleri açısından ormanları ciddi düzeyde olumsuz etkileyecek.

Kuzey Ormanları gibi sahip olduğumuz ormanları ve benzersiz biyoçeşitlilik alanlarını iklim ve ekoloji krizine karşı korumak son derece önemli. Önümüzdeki dönemde kentlerin ayakta kalabilmeleri için, gıdadan suya birçok açıdan kendilerine yeterli hale gelebilmeleri de önemli. Bu bağlamda iklim ve ekoloji krizinde kent ile orman ilişkisinin yeniden tarif edilmesi, bu eksende tarımın ve genelde ekonomik önceliklerin tekrar ele alınması gerekiyor.